Adam ve hayattaki tek arkadaşı olan köpeği bir trafik kazasında birlikte ölmüşlerdi. Hikaye bu ya, gökyüzüne çıktıktan sonra bembeyaz bulutların arasında dolaşmaya başladılar. Adam çok susamıştı. Biraz su bulabilmek ümidiyle yürümeye devam ederken, birden kendilerini muhteşem bir manzaranın karşısında buldular. Rengarenk çiçeklerle süslü bir bahçe, altından yapılmış bir bahçe kapısı ve onları karşılayan beyazlar içinde bir kadın
Adam köpeğiyle birlikte kadına yaklaştı ve sordu:
‘Afedersiniz! Burası neresi?”
Kadın ona gülümsedi: ‘Burası cennet efendim!”
Adam bunun üzerine sevinçle, ‘Harika!” dedi. ‘Peki, bana biraz su verebilir misiniz? Çok susadım da!”
Kadın cevap verdi: ‘Elbette efendim, içeri girin. İçerde dilediğiniz kadar su bulabilirsiniz.”
Böylece adam köpeğine, ‘Haydi içeri giriyoruz!” diyerek kapıya yürüdü ama kadın onu birden durdurdu:
‘Ãzgünüm efendim, köpeğiniz sizinle gelemez. Hayvanları içeri almıyoruz!”
Bunun üzerine adam bir an durdu, düşündü ve geri dönüp köpeğiyle birlikte geldikleri yolun tam tersi yönünde yürümeye koyuldular. Bir müddet geçtikten sonra kendilerini bu defa tozlu ve çamurlu bir yolda buldular, yolun sonunda karşılarına çiftlik girişini andıran bir kapıyla yırtık pırtık elbiseli bir dede çıktı.
Adam sordu; ‘Afedersiniz! Bana biraz su verebilir misiniz?”
Dede, ‘içeri gel!”dedi, ‘Kapıdan girdikten sonra sağ tarafta bir çeşme var.”
Adam tekrar sorar; ‘Peki, arkadaşım da benimle gelip oradan su içebilir mi?”
Dede, ‘Tabi” dedi. ‘Çeşmenin yanında köpeğinin de su içebileceği bir kâse bulacaksın.”
Bunun üzerine adam kapıdan girdi, biraz yürüdükten sonra sağ tarafta çeşmeyi buldu. Adam çeşmeden, köpekte oracıkta ki kâseden doya doya içerek susuzluklarını giderdiler.
Derken adam girişte bekleyen dedeye sordu: ‘Su için çok teşekkür ederim. Peki burası neresi?”
Dede, ‘Burası Cennet!” dedi.
Bunu duyan adam şaşırdı: ‘Ama nasıl olur? Az önce burası gibi kırık olmayan muhteşem bir yere gittik ve orasının da cennet olduğunu söylediler?”
Dede, ‘şu rengarenk çiçeklerle süslü altın kapılı yer mi?” dedi ve devam etti ‘ama orası cehennem!”
Adam iyice şaşırmıştı: ‘Peki ama orası sizin adınızı kullanarak insanları kandırıyor diye hiç kızmıyor musunuz?”
Dede gülümsedi: ‘Kızmıyoruz. Çünkü onlar kendi çıkarı için en iyi arkadaşını yarı yolda bırakanları cennetten uzak tutuyorlar.”
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Pazar, 07 Ocak 2007, 07:05 tarihinde Dostluk Hikayeleri kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














harika bir hikaye. teşekkürler hocam
hocam hikaye güzel ama siteme beklerim
hikaye cok güzel ama hikayelerinizi adresimede gönderirseniz seviirim
Hikayeler cok guzel lutfen benim email addresime gonderirmisiniz..tesekkurler
gerçektende güzel olmuşş
çok güzel bir hikaye. adresime gönderir misiniz?çok sevinirim.
hikayeniz mükemmel belki benim performans ödevimede yardımcı olacak öğretmenim kızmayın ama inkilap vatandaşlık müzik beden trafik + inilap ve vatandaşlık yazılısı derken türkçeyi arada unutmuşum bu hikayenin bir benzerini yazacağım…………..
mütüşsiniz yaaaaaaaaaa bune abi bana şöyleeeeeeeee bi hikaye gerekliydi zaten yakaladım kanka yaaaaaaa başka yok muuuuuuuuuuuuuuuuu hadiiiiiiii bekliyooooooo bu güzel kızzzzzzzzzz seni çokkkkkkkkkk seviyorum bitanem /(i_ _ _ _ _)
Sayın Sait Bey,
Kamu kurumundan emekliyim ve şu anda turizmde çalışan birisi olarak sizin yazılarınızı sürekli takip etmeye çalışıyorum, yazılarınızın çıktısını alarak evimde aileme ve arkadaş toplantılarında okuyarak gönlünüzün zenginliğini ve gayretlerinizin güzelliklerini bir nebze olsun yansıtmaya çalışıyorum. Eminimki halkımızın çoğunluğunun dile getiremediği duygularına tercümün oluyorsun lütfen hiç yorulmadan devam edin ve sizi gıpta ile takip ettiğimizi bilin. Allah sağlık sıhhat ve uzun ömürler versin.
bencede güzel zaten okumuştum kendimde böle hikayeleri seven biri olarak güzel olmuş daha dini hikayeleri varsa yayınlayabilir misiniz?
::) cok şirin bıryazı olmussssss
GERÇEKTEN SÜPERRRRRRRRRRRR Bİ HİKAYEEE GERÇEKTEN DOSTLUKLAR BU KADAR GÜZEL OLSAAAAAAAAAAA İNŞALLAH BİR GÜN BELKİİİİİİİİİİİİ………..
GERÇEK ARKADAŞLIK BU OLSA GEREK TEŞEKKÜRLER HOCAMMMM
sevgiyle kalın
tüylerim diken diken oldu süper bi yazı
yaa ne kadar güzel bir yazı ama bu çağdaki insanlar öle değil biz o adamın yerinde olsak hen dostumuzu bırakır içeri girerdik işte bakın dostu sayesinde cehenneme gitmedi arkadaşlar sizde dostlarınıza sahip çıkın onları en zor anında kurtarın ama nedense ben dostlarımız her kötü iyi günlerinde yanında oluyorum ama onlar benim yanımda olmuyorlar neden açba yoksa iyi dostmu bulamıyorum yada çevremde dost diye bile bileceğim kişilermi kalmadı
süper deee… biraz kısa olsa yazcaktım.kitap oluşturuyom daa….
hikayelerin herbirinden alınacak bir ders mutlaka var,bu ve benzeri hikayelerin hatta özlü sözlerin siteme gönderilmesini rica ediyorum…içeriğine göre derleme yapıyorum da…
Gerçekten muhteşem………..
Müthiş bir hikaye. Kim hazırladıysa tebrik ederim.