- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
- Arılar bilindiği gibi zarkanatlılar takımına girer, sineklerse kısaduyargalı iki kanatlılar takımına. Canım ikisi de böcek, ikisi de birbirine benziyor, ikisinin de iki kanadı altı ayağı var, ikisi de uçuyor, mamafih ne fark var, demeyin sakın. Çok fark var efendim, çook!Bir kere arılar üretirler. Ãrettiklerinden hem kendileri yararlanır hem başkaları. Ãmürlerini, birşeyler ortaya koymak için geçirirler. Elin (ötekinin) emeğiyle değil elin emeğiyle geçinirler. Görme duyuları çok gelişmiştir. Bu duygularını çirkine, pise ve pisliğe konmak için değil güzeli, çiçeği, tomurcuğu görüp ona konmak için kullanırlar. Çiçeği severler, lakin bu sevgi tüketici değil üretici sevgidir. Onun için de sevdikleri çiçeği bala dönüştürürler.Sineklere gelince: Onlar yalnızca tüketicidirler. Başkalarının yaptığına konmak için yaşarlar. Onun için de koku alma duyuları çok gelişmiştir. Ancak bu duyularını üretmek için değil tüketmek için kullanırlar. Sineklerin koku alma duyusunun gelişmiş olması kötü kokuyla iyi kokuyu ayırt etmeleri anlamına gelmez. Onun için bala da konarlar pisliğe de.- Helal haram demezler, kokmuş ve leş, beleş ne bulurlarsa atlarlar. Severler, sevgileri üretici değil tüketici bir sevgidir. Sevdikleri her şeyden karşılıksız yararlanmanın yanında, taşıdıkları mikropları da ona bulaştırırlar. Arılar çalışkandırlar. Gelişigüzel değil sistemli çalışırlar. Onların işleri aralarında şÃ»ra iledir. (Arap dilinde, şÃ»ra kelimesi aslen arıların çiçek çiçek gezerek balözü toplamalarına verilen isimdir.) Aralarında iş bölümü yaparlar. Herkes yerini yurdunu bilir. İşçi arının ömrü erkek arıdan uzun olur. Bu onun çalışmasının bereketidir. Bir işçi arı haddini bilir. İşini gücünü bırakıp da anaarının işine burnunu sokmaz. İşine bakar, arkasına değil. Başkasının ne yaptığından çok kendisinin ne yaptığıyla ilgilenir. Bilir ki, yaptığı işin sonucunda hem kendisi hem başkaları yararlanacak. O, kendisini kurtarmak için çalışsa dahi bundan başkaları da kârlı çıkar. Onun çalışma hırsı, bir bencilliğin değil bir gayretin ürünüdür.- - - - - Sinekler yalnızca tembel değil, aynı zamanda asalaktır da. Çalışmadıkları, bir iş ortaya koymadıkları için, dayanışmaya da ihtiyaç duymazlar. Cemaat halinde değil sürü / cemadat halinde yaşarlar. İşleri olmadığı için aralarında iş bölümü de yoktur. Çünkü işleri güçleri başkalarının ortaya koyduğu balı araklamak ve hatta ona mikrop karası çalmaktır.- Trene bakan inekler kadar bile uslu değillerdir, olsa olsa tren taşlayan haylaz çocuklara benzerler. Çünkü ne lokomotif olabilmişler, ne vagon, ne ray ve hatta ne de rayların arasına kalas. Sinekler, başkalarının yaptığı ballar ve kazuratlarla ilgilenirler, bunların arasını ayıramadıkları için de hep pisi temize, sevabı günaha, pirinci taşa karıştırıp dururlar. Arılar bana Hz. Ãmer’e atfedilen ‘Kızmayan adamın eşekten ne farkı var?” sözünü hatırlatırlar. Zararsızdırlar lakin, kendilerine zarar verildiği zaman kızarlar ve öleceklerini bile bile sokarlar. Çünkü çok onurludurlar. Durduk yerde kimseye ilişmezler ve kolay kolay da kızmazlar. Kızdıkları zaman ise ölüme dahi göz kırpmadan giderler, siz deyin intihar ben deyim istişhad, onların ki onurlu bir hayatın onurlu bir biçimde sona erdirilmesidir. Yuvalarını dağıtana, mahremiyetlerini ihlal etmeye kalkana, ballarını hoyratça çalana tıpkı Filistin’in istişhad eyleminde hayatını yitiren aziz çocukları gibi cehennem kesilirler. Sinekler ise zararlıdırlar. Size ters gelebilir ama iğneleri olmadığı, ne kadar kovalarsanız kovalayın hiç kızmadıkları halde zararlıdırlar. Kondukları her nimete mikrop taşırla, o nimeti mahvederler. Ne dersiniz, sinekler acaba onuruna dokununca kızan, kızınca sokan ve sokunca ölen bal arılarına terörist, çalışan arılara da enayi gözüyle bakarlar mı?
Ben sineklerin dilinden anlamıyorum da.
MUSTAFA İSLAMOÄLU
-
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Pazar, 28 Ocak 2007, 19:44 tarihinde Dini Hikayeler kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














Yazının İSLAMOĞLU’na ait olduğu kesin mi acaba?
fluoxetine…
fluoxetine…