Kitap okumak kadar önemlidir hayatı okumak. Konferans vermek için gittiğim yerlerde tanıştığım insanlardan öğrendiklerim, okuyarak öğrendiklerim kadar çok şey katıyor bana. Dinleme imkanı bulamadığım zaman, bana e-mail yoluyla yaşadıklarını ve duygularını paylaşmalarını isterim genelde. Aile içi şiddet üzerine okuma ve araştırmalar yaptığım günlerde, mail adresime gelen bir yazıdan çok etkilendim. Aile içi şiddeti, babasını bıçaklayarak yaşamış bir insan, yaşadığı olayları ve duygularını paylaşmış benimle.
Bir kız çocuğu babasını neden bıçaklar? Bunun suçunu neden annesine atar? Aile içi tartışmaların çocukların yanında yaşanması nelere sebep olur? Cinselliğin mahremiyeti kadar önemli değil midir, tartışma ve kavga mahremiyeti?
Bu yazıda sizinle sadece o satırları paylaşacağım. Soruların cevaplarını da satır aralarında göreceksiniz.
* * * * * *
Merhaba Hocam!
Ben dört çocuk sahibi kırk yaşına yaklaşmış bir anneyim. “Çocuk eğitimi” konulu yazılarınızdan birçok şey öğrendim. Ancak “Çocuk ve şiddet” konulu yazılarınızı okurken gözyaşlarımı zor tuttum. “Geleceğimiz Çocuklar” başlıkla konferansınıza katıldıktan sonra size bu maili yazmaya karar verdim. Dört çocuk annesi olarak eksiklerimi görmeme vesile oldunuz. Keşke bu anlattıklarınızı dört çocuk sahibi olmadan önce öğrenseydim.
Size bu mektubu yazıp yazmama konusunda önceleri çok tereddüt ettim. Anne – baba katili çocuklar hakkında söylediklerinizi dinleyince, yaşadıklarımı sizinle paylaşmaya karar verdim.
Ufak – tefek tartışmalar dışında mutlu bir ailemiz vardı. Ben altıncı sınıf öğrencisiyken ailemizin üzerine kara bulutlar çöktü adeta. Okuldan eve geldiğimde annemi iki gözü iki çeşme ağlarken buldum. Annemi bu kadar üzen, ağlatan şeyin ne olduğunu bilmediğim halde, anneme sarılıp bende onunla uzun uzun ağladım. Annem bir yandan ağlıyor bir yandan babama hakaretler ediyordu. Babamı çok sevdiğim halde, annemin hakaretlerine hiçbir şey demedim, diyemedim.
“Allah bu adamın belasını versin! Ömrümü verdim ben ona. Onun bana yaptıklarına bak sen!” diyerek ağlıyordu annem. O akşam babam eve gelince kıyamet koptu. Annem babama öyle hakaretler ediyordu ki, onun babama kullandığı kelimelerin onda birini ben ağzıma almış olsam, annem beni gebertirdi. Annem babama hakaret ederken, hiç sınır tanımıyordu. Babam da anneme karşılık veriyordu ama, utancından yüzü kızarmış, sık sık bana ve kardeşlerimi bakarak sesini alçaltmaya çalışıyordu.
Annemin babama niçin hakaret ettiğini bilmediğim halde bende babama nefretle bakıyordum. Annemi ağlatan adamdı çünkü o. O günden sonra her gün kavgalarına şahit oldum nerdeyse. Annem, evimize gelen bütün akrabalara babamı kötülüyordu. Ağlaya ağlaya babama olan nefretini kusuyordu. Bayan akrabalar, annemle birlikte babama hakaret ediyordu.
Babamın annemi aldattığını, annem teyzeme anlatırken duymuştum. Aldatmanın ne demek olduğunu anlayacak bir yaşta değildim. Benim için önemli olan tek şey, annemin gözyaşlarıydı. Aslında babamın annemi aldatıp aldatmadığını da tam olarak bilmiyorum. Başka bir kadınla yemekte görenler, anneme durumu anlatmış.
Annemi ağlatan adamdan her gün soğumaya başlamıştım. Artık babamdan nefret ediyordum. Akşamları eve gelince babam, ben odama çekiliyordum. Babam mutfağa girip kendine yemek hazırlıyor, tek başına karnını doyurup, annemin bağırmalarına ve hakaretlerine dayanabilirse kanepede uyuyordu. Çok sinirlendiği zaman kapıyı çarpıp gidiyordu.
“O fahişe hazırlasın sana yemeği! Ne yüzle eve geliyorsun? Bana bunu nasıl yaparsın?” gibi cümleler her akşam balyoz olup, babamın beynine, bizim kulaklarımıza iniyordu.
Ve o gece…
Annemin babama hakaretlerini duymamak için, başımı yastığın altına koymuş ağlıyordum. Babam “Yeter artık!” diye bağırdı. Annem babamı çileden çıkartmıştı. Anneme bir şey oldu korkusuyla yataktan fırladığım gibi mutfağa gittim. Ekmek bıçağını alıp misafir odasına koştum. Annem kanepede oturmuş, babam annemin başında, tartışıyordular. “Lanet olsun sana!” diye bağırarak babamın sırtına bıçağı sapladım.
Babam can acısıyla geri döndü. Sırtına sapladığım bıçağın acısı yüzüne yansımıştı. Benimle göz göze gelince zoraki tebessüm eden babam, “Ne yaptın sen kızım?” diyerek dizlerinin üstüne çöktü. Babamla göz göze gelince donup kaldım. Pişmanlık ateşi her tarafımı yakıyordu.
Annem, babama sarılıp bana hakaret etmeye başlayınca, iyice afallamıştım. Babama sarılmış,“Yiğidim aslanım bizi bırakma!” diye ağlamaya başlamıştı annem. Bıçak elimden düştü. Ben kendimden geçip bayılmışım. O gece annem, babamı taksiyle hastaneye götürmüş. Babamın yarasına 6 dikiş atmışlar.
Teyzem birkaç gün bizde kaldı. Karakolda nasıl ifade verdim, o hafta neler yaşadık hatırlamıyorum. O günden sonra annem ve babamın bir daha kavga etiğini görmedim. Ben yıllarca babamla göz göze gelmemek için özel çaba sarf ettim.
Karı koca kavgası da bir mahremiyet değil mi?
Aradan 20 yıldan fazla zaman geçti. Dört çocuk sahibi bir anneyim. Bizde eşimle zaman zaman sıkıntılar yaşıyoruz. Tartışma ve kavgalarımız oluyor. Ama asla çocuklarımızın yanında sesimizi yükseltmiyoruz. Eşim, benim bu konuda niçin bu kadar hassas olduğunu bilmiyor. Babasını bıçaklamış biri olduğumu, değil eşime söylemek, kendime bile hatırlatmak istemiyorum.
Annemi de babamı da kaybedeli yıllar oldu. İkisini de çok seviyor, çok özlüyorum. Babamın işlediği günah yüzünden çok pişman olduğunu, çok tövbe ettiğini biliyorum. İnşallah Allah (cc) affetmiştir babamın günahlarını.
Bana gelince; Ben babamı çoktan affettim. Sırtına sapladığım bıçağın acısıyla gözlerimin içine bakarak “Ne yaptın sen kızım?” deyişi aklıma geldikçe içim acıyor. Babamı affettim de, içimde ki baba sevgisini yıllarca öldüren annemi affetmekte zorlanıyorum. Annem yüzünden babama doyasıya sarılamadım o günden sonra.
Buradan sizin vasıtanızla tüm anne babalara sesleniyorum: Lütfen, çocuklarınızın yanında kavga etmeyin! Çocuklarınız evde olmadığı zaman veya yatak odanızda kavga edin. Cinsellik nasıl ki yatak odasına ait bir mahremiyetse, karı koca kavgası ve tartışmaları da, sadece yatak odasında yaşanması gereken bir mahremiyet olmalı.
Annenin babaya, babanın anneye hakaretleri, çocukların ruhunda büyük yaralar açıyor. Karı koca kavgası, en çok çocuğa zarar veriyor. Kendi egosunu / öfkesini / kıskançlığını tatmin ederken, çocuklarına zarar vermeye kimsenin hakkı olmadığını düşünüyorum.
Sait ÇAMLICA
Eğitimci – Yazar
saitcamlica@gmail.com
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Cumartesi, 23 Ocak 2010, 17:04 tarihinde Yayınlanmış Yazılarım kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....












Hanfendinin yaşadıklarını okurken çok duygulandım.Anne ve babalar bir anlık dünya zevkleri uğruna ahiretlerini ve yuvalarını cehenneme çevirebiliyorlar. Allah ın bizlere verdiği hediyeler neden güzelliklerle süslenmiyor?Kendi eksikliklerinin acılarını neden çocuklarından çıkarmaya çalışıyorlar?Anne ve babalar ne zaman büyüyecekler?
cok üzücü bir olay Rabbim sabir versin..
Yine hersey sebebi cahilliktir.
Insanlar ne zaman akillanirsa güzel akillarini ne zaman kullanirlarsa iste ozaman ailede siddette olmaz böyle cahilce olaylarda olmaz. Rabbim insaAllah bizi cahillikten korusun ve aklini kullanan insanlardan eylesin..amin..
valla hocam gerek alıntılarınız gerk kendi yazılarınız okuyunca ustune ekliyecek bir söz bır yorum bulamıyorum .tesk..
bize hep gelin olmanın güzelliğini öğrettilerde anne olmayı öğretmediler aile sorumluluğu almayı bilmiyoruz. hep bağıra çağıra sorun çözüyoruz. sonra mutsuz evlilikler mutsuz çocuklar. ençokta çocuklarımız etkileniyor keşki bir okul olsa nasıl evlilikte eşler birbirine nasıl davranır iyi bir eş nasıl olmalıdır diye düşünün güzel olmazmı. biz evliliği gül bahçesi sanıyoruz fakat gülün dikenlerini hesaba katmıyoruz.
kollejliye katılmıyorum herşey cahillik demiş okumuş kültürlü insanlarda böyle davranıyor. okumak değil esas olan aile nasıl olur aslında evlenince biz biz olmayı bilmiyoruz sen ben sen ben kavgalarımız birbirimize saygımız olmuyor saygı olmayınca sevgide barınamıyor
Mevlam cümlemize aile huzuru nasip etsin,eşimizin eksilerini değil artılarını görmeli, hoşlanmadığımız bir yanı varsa, hoşlandığımız tarafı illa ki vardır,kimse dört dörtlük olamaz.
İŞTE BİR SAİT ÇAMLICA KLASİĞİ DAHA… SAİT BEY KARDEŞİM MÜKEMMEL BİR ANLATIM, MÜKEMMEL BİR SEÇKİ SİZLERİ KUTLUYORUM. TOPLUMUN EN SIKINTILI KONULARINA BU KADARLI DUYARLI VE CESUR YAKLAŞMANIZ MEMNUNİYET VERİCİ.. TEBRİK EDERİM…
Evlilik okulu vs.vs. hiç gerek yok bence .haytını örnek alabılecegımız bir cok insan var .kısacası gözbebeğimiz bircik resulumuz hz. Muhamedd (s.a.v) efedimizn hayati ve onun gibi yaşayan bir cok insanı okuyarak erdemli, çaliskan ,başarli ,dogru cocuklar yetiştirebilirz.güzel yuvlar kurabılırzz … saygılar
Bir gün Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) Hasan ile Hüseyini seviyormuş. Adamın biri bu tabloyu görünce, “Ya Resulallah, ben çocuklarımın ve torunlarımın başını bile okşamadım.” İki cihan güneşi: “Allah, senin kalbinden merhameti almışsa, ben ne yapabilirim.” demiş. Söz ki paspas edildiği vakit, birileri çiğneyebilir onu… O yüzden sözlerimizi sarfetmeden önce insanlığımız gereği, akıl süzgecinden geçirerek ağzımızdan azat edelim.
sizin bu yazınızı çok beğendim sizin yeni yazılarınızı takip ediyorum çok gezel sizi tebrik ederim
bEN ŞİMDİKİ BENİM OĞLUM YAPMAZ ADLI METİNİ OKUDUM KADIN EVİNİN ÖNÜNDE PATLAYAN BONBANIN PATLADIĞINI GÖRÜP O BOMBAYI PATLATAN KİŞİLERE BELA CEZA OKUYUP NALET OKUDU AMA BUNU YAPAN HALBUKİ KENDİ OĞLU YANİ KADIN BENİM OĞLUM YAPMAZ DİYE OKİŞİLERE BELA OKUMUŞ
vala kardeş bwnımde annem babam kavga edıyor hatta babam anneme kufreddıyor babm anneme kufrettıgı zaman çileden cıkıyorum hatta aglıyorum bazen ıcımden bır ses dıyor gıt mutfa al bıcagı sapla o adama ama yapamıyorummmm ne yapcagımı bılemıyorum korkuyorum onların kavga etmesıne annem zaten yaslı bır yardım edın bı yorum lütfen ))):
bir teyze anlatmıştı sohbetin birinde…Adamın biri sürekli içki içip eve gelince hanımına ve ölmüş annesine küfredermiş… Hanım kendisine ne yapılırsa yapılsın sabrediyor fakat ölmüş annesine küfredince beyine karşılık veriyor ve dayak yiyiyormuş… Hanım dayanamamış ve bizde çok yaygın olan bir çareye!!!! başvurmuş… Hoca ya gitmiş… Derdini anlatmış. Hoca beyinin annesinin yaşayıp yaşamadığını sormuş… Ölmüş olduğunu da duyunca… Demiş ki: Kızım hem senin annenin mezarından hem de beyinin annesinin mezarından bir avuç toprak al iki ayrı poşete koy ve duvara as… Beyin gelip yine kürettiği zaman bak bakalım hangi toprak titreyecek… Hanım söyleneni yapar… toprakları poşetleyip duvara asar… Beyi yine her zaman ki gibi içmiş sataşcak yer arıyor… Başlamış yine hanımını eleştirmeye ve küfretmeye… Ölmüş annesine de küfredince hanım hocanın dediği gibi topraklara bakmış. Ve hiç sesini çıkarmamış… Hizmetini yapıp gidip yatmış… Bu bir kaç gün böyle devam etmiş… Beyin dikkatini çekiyor… Her zaman ölmüş annesine laf söylettirmeyen hanımından bir kaç gündür ne söylerse söylesin ses çıkmamış… Merak etmiş ve sormuş: Ya hatun ben her akşam sana küfreder seni kızdırmak için de ölmüş annene laf ederdim, sen de bana karşılık verirdin. Ama bu bir kaç akşamdır sesin soluğun çıkmıyor hayırdır ne oldu demiş… Hanım gayet sakin duvardaki toprakları göstermiş ve hocanın dediklerini anlatmış… Şimdi anneme küfret bak ne olacak demiş… Bey küfredince kendi annesinin toprağının titrediğini görmüş ve her ağzını bozduğunda annesinin kabirde azab çektiğini anlamış… Bir dahada küfrü ağzına almamış… Vesselam… Yorumu okuyunca bu hikaye geldi aklıma yazmak istedim… Belki farklı manalarda yorumlanır anlanır ibret alınır… Herkesin bir imtihanı var muhakkak… Rabbim sabredip kazananlardan eylesin… Kimseye kaldıramayacağı yük vermeyen Rabbime hamdü senalar olsun… Sizinde Annenizin de yardımcısı olsun İnşaallah…Şu mübarek günleri fırsat bilip babanız için çok dua edin ve namaz kılın mutfaktan bıçak alıp öldürmeyi düşünmek yerine namaza sarılıp yardım talep edin… Onun için cevşen okuyun kalpleri evirip çeviren Rabbim babanızın da kalbine merhamet verip annenizi huzura kavuşturur inşaallah… Allah yardımcınız olsun…