Aşk karşındakini bulunmaz Hint kumaşı sanmanla hıyarın teki olduğunu anlaman arasında geçen zamandır…..
Meleklerin saçları salkım salkım, havada dondurmadan kaleler ve her yerde kuş tüyü vadiler. Bulutlara öyle baktım. Ama şimdi yalnızca güneşin önünü kesiyorlar, yağmur ve karla kaplıyorlar her yeri. Çok şey var yapabileceğim, bulutlar çıkmasalar yoluma…
Aşk gözlerde başlar, dudaklara iner, kalbi fetheder, tekrar gözlere çıkar, yaş olup iner.
Aşk bir güle benzer; çiçek kısmında aşkın sonsuzluğunu yaşarsın, diken kısmında ise sonsuz acıları
tadarsın…
Yarınlardan ümit etme! Bugünlerde yarınların ümitleri değil miydi.
Giden dolu dolmuşların, otobüslerin ve erkeklerin arkasından ağlanmaz; çünkü biri gider, biri gelir.. (Ama giden hep kovalanır)
Hissettiğin hisleri hissettiğini hissettiğin an hissettiğin his AŞKTIR…
Aşk kalbimizin saygısız misafiridir; bize sormadan gelir, bize sormadan gider.
Bir deliye, aşk nedir diye sormuşlar;”Ben niye deli oldum?” demiş..
Eğer birini seversen serbest bırak. Dönerse senindir, dönmezse zaten hiç senin olmamıştır.
İnsanlar başlarına gelenler için hep içinde bulundukları durumu suçlarlar. Ben durumlara inanmam.
Bu dünyada başarılı olan insanlar istedikleri durumları arayan ve bulamadıkları zaman onları
yaratanlardır.
Başka insanların hayatlarını aydınlatanlar kendileri de bu ışıktan uzak duramazlar.
İnsan nereye yelken açtığını bilmedikçe hiçbir rüzgar doğru rüzgar değildir..
Doğru zamanda söylenmiş bir özdeyiş, acıkmış olana ekmek vermek gibidir.
Bugün hep dışarıya baktığın camdan değil, hep dışarıya baktığın cama bak…
Aşk bir turşu suyuna benzer. İçmeyenin ağzını sulandırır, içenin midesini bulandırır..
Gerçek dostlar yıldızlara benzerler , karanlık çökünce ilk onlar gözükürler.
Gerçek dostluklarda yaratılışları bayağı olanların hiç bir zaman göremeyeceği bir seviye vardır.
Aşk azapların en eşsizi sevinçlerin en derinidir.
Elde ettiklerimizle geçinebiliriz ama ancak verici olursak Anlamlı bir hayat sürdürebiliriz..
Bir kapı kapandığında diğeri açılır; ama biz genellikle kapanan kapıya öyle uzun süre pişmanlıkla
bakarız ki, hangi kapının açıldığını fark edemeyiz.
Beklenen gün gelecekse çekilen çile kutsaldır.
Dehanın onda biri hayal gücü , onda dokuzu terdir.
İnsani az bilmek kadar kuşkulandıran hiç bir şey yoktur.
İnsan, hayatının dörtte üçünü yapamayacağı şeyleri istemekle geçirir.
Sürekli olarak kendini yönetebilmek, insanın sahip olabileceği en değerli yeteneklerden birisidir.
Aptal, susarak kazandıklarını konuşarak kaybedendir.
Eğer kendinizi disipline edemezseniz, başkaları tarafından disipline edilirsiniz.
İş yaşamında tatminsizlik, gelişme ve büyüme için şarttır.
Ne tarafa gidersen git, gittiğin yol rüzgara karşı ve yokuştur.
Başarının sırrı detayda gizlidir.
Açıkça nefret etmek, asıl düşüncesini gizlemekten daha soylu bir davranıştır.
Affetmek zaferin zekatıdır.
Akıllı konuşur, çünkü onun söylemek istedikleri vardır. Aptal konuşur, çünkü kendisinin bir şeyler
söylemek zorunda olduğunu sanır.
Başa gelen cehaletlerden başkalarını sorumlu tutmak cehalet alametidir.
Başkalarını ziyaret ve onlara hediye vermek kalplerin kilidini açan iki altın anahtardır.
Bazı kişiler için başkalarının kusurları birer hazinedir, onları bulmak için her türlü yola
başvururlar.
Bazıları büyük doğar, bazıları büyüklüğü kazanır, bazılarına da büyüklük yakıştırılır.
Bilgi, insani kuşkudan; iyilik, acı çekmekten; kararlı olmak, korkudan kurtulmaktır.
Bilginin efendisi olabilmek için, çalışmanın esiri olmak gerekir.
Bilgisine göre davranmayan kimse, üzerine kitap yüklenmiş hayvandan başka bir şey değildir.
Bilgisizliğin üç biçimi vardır; gerekeni bilmemek, kötü bilmek, gereksiz şeyi bilmek.
Aşk dudaklarda kahkaha değil, gözlerdeki yaştır. Maksat sevgi uğrunda ölmek değil, uğrunda ölecek sevgi bulmaktır…
Aşk bir elma şekeridir. Şekeri yersin sapı kalır…
Aşkı reddetmek; güneşin batışını görmekten üzüntü duyduğun için, doğuşunu izlemeden zevk almayı reddetmek gibidir….
En büyük felaketler içinde dahi ümidini kaybetme, unutma en yumuşak ilik en sert kemiğin içinden çıkar.
Bir silahım olsaydı, bir silahım.. Yoksulluğu sakağından, kaybetmeyi kalbinden ve sensizliği
alnının tam ortasından vururdum.
Aşklar ırmak gibidir, kiminin suyu az, kiminin çok… Kiminde ellerin ıslanır yalnızca, kiminde ruhun yıkanır boydan boya.
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Cumartesi, 06 Ocak 2007, 08:46 tarihinde Güzel Sözler kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














abi kimi derdi için bakar kimi sevgilisi için ama önemli olan adam gibi bakmaktır
sait camlıca sizi yürekten kutluyorum. sızın kıtaplarınızın hepsini okuyup çok beğeniyorum. keşke herkes sizin gibi işe yarar şeyler yayınlasalar.
Gerçekten çok yürekten yazıyorsunuz.Yazdıklarınız beni çok etkiledi …