Haber bombardımanı altında yaşıyoruz.

Sabah işe giderken radyodan haber dinliyoruz.

İşyerinde internetten son dakika haberlerini kaçırmıyoruz.

                Akşam olunca da ana haber bültenlerimiz var.

                Ertesi sabah, bir önceki gün internet haber sitesinden okuduğumuz, haberleri gazetede yeniden gözden geçiriyoruz.

                Ekonomi haberleriyle beraber ana haber takibimiz sona eriyor.

                Ana haber bülteni bitince spor haberleri başlıyor.

                Spor haberlerinden sonra, siyaset haberleri için yapılan tartışma ve yorumları takip ediyoruz uzun uzun…

                Magazin haberlerini takip edenlere hiçbir şey söylemek istemiyorum. Bir şey yazmaya değmez çünkü…

                Bu kısır döngü dönüp duruyor.

Ülkemizde ve dünyada meydana gelen olayların takip edilmesine karşı değilim elbette. Bu kadar abartmanın kimseye bir faydası olmadığı gerçeğini vurgulamak istiyorum sadece.

Haber bombardımanı altında unuttuğumuz haberciler

Haber takibi hastalığı ile, ilahi haberleri peygamberler vasıtasıyla insanlara ulaştıran Cebrail (as) bağlantılı bir yazı yamak için biraz araştırma yapınca,  “melek” kelimesinin Arapça’da “haberci” anlamına geldiğini öğrendim.

                İlahi emir ve yasakları getiren haberci, Cebrail (as).

                Hava olaylarını kontrol eden, Mikail (as)

                Ölüm haberini getirip can alan, Azrail (as).

                Kıyametin kopuşunu ve yeniden diriliş haberini verecek olan, İsrafil (as).

                Haber takibi hastalığına yakalanmış bir ailede büyüyen çocuklar, ana haber bültenlerini sunan spikerleri çok iyi tanırlar. İlahi haberleri getiren Cebrail (as)’ı ne kadar tanırlar sizce?

                Hava durumunu sunan spikerleri tanıdıkları kadar, hava olaylarını kontrol eden Mikail (as)’ı tanıyorlar mı?

                Bütün bu koşturmaca ve hengameye son verip, sur’a üfleyerek kıyameti kopartacak olan İsrafil (as) hakkında ne kadar bilgimiz var ki?

                Adını bile duymak istemediğimiz, adını duyunca ürperdiğimiz bir haberci daha var. Azrail… Bu haber bombardımanı ile bizleri oyalayanlar Azrail (as)’ın getireceği “ölüm haberini” hatırlamamıza engel olmaya mı çalışıyorlar?

                Meleklerin getirdiği haberleri dinlemeyip, gündelik haberlerle “oyalanmak” şeytanın oyunlarından biri olmasın sakın?

                Günlük haberler arasında kayboluyoruz hepimiz. Bugünün haberleri var hayatımızda sadece. Bugüne dair haberler arasında boğulan insanlar, ne geçmişi anlayabilir ne de geleceğe yön verebilirler. Ne kendini kurtarabilir, ne de çocuklarını…

                Ana haber bültenini kaçırmayan bir baba, Cebrail’in getirdiği haberleri merak etmiyorsa çocuklarına ne öğretecek?

                Her akşam izlediği haberler hakkında uzun uzun yorum yapan insanlar, Cebrail’in (as) getirdiği ilahi haberler hakkında kafa yorup yorum yapmaya çalışsa hayatını daha kolay düzene sokamaz mı?

                Eğer çocuklarımız dünyadaki haberleri sunan spikerleri tanıyor, ancak Allah’tan haberleri getiren Cebrail (as)’ı tanımıyorsa İsrafil (as) suru üflemeden önce Azrail (as) bize selam verirse nasıl hesap vereceğiz?

                Cebrail (as)’ın getirdiği haberlerle ilgilenmeyebilirsiniz…

                Mikail (as)’ı tanımayıp hayata devam edebilirsiniz…

                İsrafil (as)’ın birinci üflemesini göremeyebilirsiniz de…

                Ancak Azrail (as)’dan kimse kaçamaz…

                Azrail (as) “bitti!” haberini getirmeden önce Cebrail (as)’ın getirdiği haberlerle biraz daha fazla ilgilenmeye başlamak, “gündelik haber takibi” yapmaktan daha karlı olur gibi geliyor bana.

                Ne dersiniz?

Bir Cevap Yazın