Aklınızı başınıza alın. Cemaatler, gruplar, meşrepler, müritler

Bu yazı Cuma, 29 Temmuz 2016, 14:52 tarihinde ALINTI YAZILAR kategorisi altında yayınlandı.1859 defa okunmuş, Yorum Yok »
Aklınızı başınıza alın. Cemaatler, gruplar, meşrepler, müritler

Bu büyük musibetin acısını yaşıyoruz. Lakin daha çok, ders çıkarmak için uğraşmamız gerek. Allah bazen zalimlerin eliyle, Müslümanları eğitir, aklını başına getirir, nasihat almasını ister.

Şimdi böyle bir dönemdeyiz.

15 Temmuz darbesinden sonra ülkede yaşanan bereketi, uyanışı, direnişi ve rahmeti görüyor herkes.

Şehitlerimiz, yaralılarımız, gazilerimiz, milletimiz bu ülkenin çimentosu oldu, omurgası oldu, tek söz sahibi, otoritesi oldu.

Başka bir konu var ki, üzerinde durmalıyız. Gözlerden kaçmasın diye üzerine basa basa yazıyorum.

‘Sokağa çıkmayın’ diyen cemaatler

Darbe gecesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan halkı sokağa çağırdığında hepimiz sokaklara döküldük. Ancak sayısı çok az da olsa bazı gruplar, cemaatler, meşrepler, fraksiyonlar çıkmadı.

Bir cemaatin üyelerine, “dışarı çıkmayın, evinizde oturun dua edin. Onların duaya da ihtiyacı var, biz de bu görevi yapacağız” dediğini biliyorum. Benzer başka cemaatler de olabilir.

Bu büyük bir tehlikedir. Milletin ve ülkenin geleceğine darbe vurulurken, Cumhurbaşkanı’nın çağrısına uymayan, destek vermeyen, sokağa inip özgürlüğümüzü, bağımsızlığımızı, egemenliğimizi korumayan kim varsa aklını başına toplasın.

Buna ‘cehalet’ denmez, ‘gaflet’ denir en hafif tabirle. ‘Sokağa çıkmayarak darbecilerin yanında yer aldılar’ demek istemiyorum, kendimi tutuyorum. Ancak bu cemaatlerin hem liderlerinin, hem de müritlerinin aklını başına toplaması şart.

İradesini ve aklını bir kenara bırakıp, ülkesini savunmaya çıkmayan müritlerin, muhiplerin, dervişlerin daha çok aklını başına toplaması lazım. Gafletten uyanmanız için daha ne olması gerekiyor? Ülke yıkılınca, tepenize o dergahlarınızın çatısı çökünce mi aklınız başınıza gelecek?

‘İradesini, aklını, vicdanını şeyhine, cemaat önderine teslim eden ve o gece vatan savunmasına çıkmayanların, FETÖ örgütündeki bir şakirtten ne farkı var diye sorarlar sonra.

Aklınızı başınıza toplayın bu yüzden diyorum. Bir gün ‘vatan savunması için sokağa çıkmayın’ derler, öbür gün sizi o vatanın değerlerine hasım ederler, farkına bile varmazsınız, Allah korusun.

‘Benim cemaatim en öndeydi’ diyenler

Bir de böyle bir çiğlik var: ‘Benim cemaatim, benim vakfım, benim partim, benim grubum, benim meşrebim darbe gecesi en önde çarpıştı, en önde yer tuttu…’ bu nasıl bir çiğlik ve kendini bilmezliktir?

Bu cemaat ve meşrep faşizminden, taassubundan, saplantısından ne zaman kurtulacağız? Cemaatini yüceltmek, kutsamak, her şeyin üstünde tutmak bu dine, bu ülkeye, bu millete yapılmış en büyük kötülüktür. FETÖ de cemaatini kutsayarak, yücelterek bu hale geldi, göremiyor musunuz? Gazetelere sevimsiz pozlar verip, ‘tankın altına yatan kişi benim cemaatimdendi’ demek de ne oluyor şimdi?

Aklınızı başınıza alın. Hala İslam’ın mezhep, meşrep, tarikat, cemaat, grup taassubundan, saplantısından ve yüceltme çabasından ne kadar zarar gördüğünü fark etmemek gaflettir. Gaflet değilse bile, iyi niyetli değildir bu çaba.

İslam dünyasının en büyük tehlikesi

Ortadoğu kan gölüne çevrilmişse, sadece Batı’nın oyunları yüzünden olmadı. Bu ülkede darbe girişimi olduysa, sadece Batı’nın çabasıyla olmadı. Enaniyeti boyunu aşmış ve aklını esir almış bazı muhteris kanaat, mezhep, aşiret, cemaat, meşrep, örgüt önderleri bu oyunların gönüllü aktörü oldu. Aklını ve iradesini sorgusuz sualsiz bu enaniyet abidelerine teslim eden insanlar, bu oyunun parçası oldu.

Mezhebini din yerine koyan akılsızlar, geri kalan tüm mezhepleri din dışı görüp, öldürdü, yerinden, yurdundan sürdü. Tıpkı FETÖ gibi acımasız katillere dönüştü. Sünni’yim diyen IŞİD, Şii’yim diyen Esed Şebbihaları ile FETÖ arasında ne fark kaldı? Hepsi birbirinin aynısı.

Bu tehlikeye en az kapılan bizim milletimizdir. Ama bu darbe bize gösterdi ki, bu yolda gidenler varmış. Bu yüzden akıllarını başlarına alsınlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözü, bir din aliminin, cemaat önderinin, şeyhinin, mezhep imamının her gün söylemesi gereken sözdür aslında:

“Benim dinim ne Şiiliktir, ne Sünnilik. Benim dinim İslam’dır”

‘Müslümanız, dinimiz İslam’, başka sıfata ihtiyaç yok

Cemaatlerin, grupların, örgütlerin, vakıfların her gün söylemesi gereken söz de budur. ‘Biz Müslümanız, dinimiz İslam’. Başka hiçbir sıfat, hiçbir ek, hiçbir unvana ihtiyacımız yok. İhtiyaç hisseden bu dini anlamıştır.

Darbe gecesi sokaklara dökülüp, vatanını, bayrağını, dinini, ezanını, devletini hain saldırılardan korumak için canını seve seve veren insanlara saygınız olsun biraz.

Bir çok cemaatin, meşrebin o gece vatan aşkıyla mücadele ettiğini hepimiz biliyoruz. Onlar gibi olun, onlar gibi “millet” kavramı içinde eriyin, onun bir parçası olsun.

Bu millet, Müslüman millettir.

 

Ali Nur Kutlu

Yeni Şafak

Yorum yapın

Kitap ve Konferans Talepleriniz için

0535 359 43 00

saitcamlica@gmail.com

Banner
ve
Afişler

E-Posta Adresinizi Yazın Yeni Yazılar Mailinize Gelsin :

Kaydı tamamlamak için mailinize gelen maili onaylamanız gerekmektedir.