İçki ve kumar’ın yasaklanmasının birçok hikmeti vardır elbette. Ancak, çok fazla dillendirilmeyen sebeplerden birisi de, aklı devre dışı bıraktırmalarıdır. İçki içerek aklını devre dışı bırakan insan, aptalca işler yapmaya başlar. Sarhoş olanın, ne yürümesi normaldir, ne de konuştukları.
Sarhoş’un akılsızca tavırlarının sebebi, uyuşan ve devre dışı kalan beynidir. Peki ya kumar? Kumar, içki gibi içilen bir nesne değil. Buna rağmen kumar aklı nasıl devre dışı bırakır?
Yetiştiğim aile ve çevremde, içki ve kumar bataklığına saplanmış insanlar pek olmadığından, bu akılsızlıklara yakinen pek şahit olmadım. Ancak iş hayatına girdikten sonra tanıştığım bir arkadaşım, yaşadığı süreci anlatınca, kumar bataklığının nasıl bir çukur olduğunu daha iyi anladım. Aklın devreden çıkmasının ne anlama geldiğini, o arkadaşımı dinleyince daha iyi anladım.
İşlerinin iyi gitmeye başladığı, para biriktirdiği günlerde yaşadıklarını şöyle anlattı bir arkadaşım.
“Öğrencilik yılları bitip iş hayatına başlayınca rahatladım. İşlerim tahminimden daha iyi gitmeye başladı. Daha kaliteli giyinmeye, daha lüks yerlerde yemek yemeye başlamıştım. Ne yalan söyleyeyim, yürüyüşüm bile değişmişti. Maddi durumları iyi olan arkadaş çevremle zaman geçirmeye başladım.
İş için Kıbrıs’a gitmiştim. Arkadaşlarım kumarhaneye gidince, bende onlara takıldım. Hiç alışkanlığım olmadığı halde, onlarla beraber kumar oynamaya başladım. Cebimdeki paranın çoğalmaya başlaması ve ortamda ki kazanma – kaybetme psikolojisi hoşuma gitmeye başlamıştı. İlk zamanlar kazandığım yada kaybettiğim paranın hesabını hiç yapmıyordum. Nasılsa iyi para kazanıyordum.
Kıbrıs’a her gittiğimde kumarhaneye uğramaya başlamıştım. Hayatımda ilk defa, banka hesabımda, bir ev alacak kadar param olmuştu. Kendimi oyuna iyice kaptırdım. Önce kazanmaya başladım, sonra kaybetmeye. Kaybettiklerimi geri alma hırsıyla sürekli hesabımda ki paradan çekiyordum. Artık para kazanmak düşüncesinde değildim. Kaybettiklerimi telafi etmekten başka bir düşüncem yoktu.
Kaç saattir oynadığımı bile hatırlamıyorum. Arkadaşlarım beni defalarca uyarmış. Hiçbirinin uyarısını dinlemediğim gibi, uyaranları çok ağır bir şekilde fırçalamışım. Onlarda beni bırakıp evlerine gitmişler. Gecenin geç saatlerinde oynamaya devam ediyordum. Kendimi kocaman bir balonun içine girmiş, o balondan çıkamayan, çıkartmaya çalışanlara da hakaretler yağdıran biri gibi hissediyordum.
Elimde ki son parayı masaya koydum. O parayı da kaybettiğimi görünce, çevremi saran balonun patladığını hissettim adeta. Kumar masasından bir adım geri çekildim ve “Ben ne yaptım?” diye kendime sordum. Eşimin, çocuklarımın rızkını, bir gecede kumar masasında tüketmiştim.
Kumarhaneden nasıl çıktığımı, otel odasına nasıl geldiğimi bile hatırlamıyorum. Sabah olunca utana sıkıla arkadaşlarımdan yol parası istedim. Gönülsüz de olsa yol paramı karşıladılar da, Kıbrıs’tan Türkiye’ye dönebildim.”
* * * * *
Kumar alışkanlığı olan insanların yaptıklarına bakınca akıl denilen nimeti daha iyi anlıyor insan. Akıl denilen nimeti devre dışı bırakan her şey yasaklanmış. Allah (cc) Yarattığı kullarını o kadar çok seviyor ki, akıl denilen nimetin devreden çıkıp, akılsızca işler yapmasına izin vermemek için içki ve kumarı haram etmiştir.
İslam alimleri, aklı; “İyiyi kötüden ayırt edip, iyi olanı yapma ve kötü olandan kaçınma gücü” anlamında kullanmışlardır. Akıl devreden çıkınca tam tersini yapmaya başlıyor insan. “İçki tüm kötülüklerin anasıdır” sözü de bunu anlatıyor.
İçki, mideye indikten sonra, bedeni ve beyni uyuşturduğu için aklı devre dışı bırakır. Yolda düzgün bile yürüyemez sarhoş olanlar. Sokakta gördüğünüz her sarhoştan bunu anlarsınız. Bu arkadaşı dinleyince, kumar hırsının, insanı, içmeden sarhoş ettiğini anladım.
Kur’an’ı Kerim’de içki ve kumarın birlikte zikredilmesinin hikmeti de bu olsa gerek. Kumar da içki gibi yanlış yola saptırır insanı.
Ey iman edenler, içki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden olan pisliklerdir. Öyleyse bun(lar)dan kaçının; umulur ki kurtuluşa erersiniz. (Maide Suresi, 90)
Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem insanlar için (bazı) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından daha büyüktür.” Ve sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: “İhtiyaçtan artakalanı.” Böylece Allah, size ayetlerini açıklar; umulur ki düşünürsünüz; (Bakara Suresi, 219)
Gerçekten şeytan, içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi, Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi? (Maide Suresi, 91)
Aklı olan içkiden de kumardan da uzak durur.
Aklını korumak isteyen içkiden de kumardan da uzak dursun.
Sait ÇAMLICA
Eğitimci – Yazar
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Perşembe, 24 Haziran 2010, 17:32 tarihinde Yayınlanmış Yazılarım kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














allah eşlerimizi çocuklarımızı doğru yoldan ayırmasın inşallah teşekkürler hocam bu güzel uyrıcı eğitici yazıları gönderdiğin için.iki tane oğlum var sizin yazılarınızı her zaman beraber okuyoruz