Çocuk eğitiminde ödül ve ceza dengesi hep tartışılır. Çocuklara bir alışkanlık kazandırmak için, onlara ödül vermek mi daha doğru bir yöntemdir, ceza vermek mi? Ödül vermeyi abartmanın yanlış olduğunu söyleyen uzmanlar da var. Cezanın daha etkili olduğunu iddia edenlerde var. Sürekli ödül karşılığı iş yapmaya alışan çocukların rüşvete alışacağı söylenir. Ödül ve ... Devamın oku »
Nisan 2010 için Arşiv
Huzur nerede bulunur? Burada mı, Uzakdoğu’da mı?
Cumartesi, 24 Nisan 2010, Alıntılar,886 defa okunmuş, Yorum Yok »Oturmuş sohbet ediyoruz. Konu ortak bir dostumuzdan açıldı. Sık sık Hindistan ve Tayland'a gidiyormuş... Neden, diye sordum; o da mı ticaret kervanına katıldı. Hayır! Bir gurunun peşine takılmış. Birkaç yıl önce "huzur arıyorum" diye söylenip durmaya başlamış. Önce tasavvufla ilgilenmiş. Birkaç kapıyı zorlamış. Olmamış. (O sırada olup bitenleri anlatan arkadaşım "elektriği tutmamış" der diye ödüm ... Devamın oku »
Buyurun gül bahçeniz.
Cuma, 16 Nisan 2010, Alıntılar,2002 defa okunmuş, Yorum Yok »Ateş de aşk ve ölüm gibi, sadece öz nefiste idrak edilebilecek tecrübelerden. Kimse kimsenin yerine yanmıyor ve kimsenin yangını kimsenin yangınına uymuyor. Umberte Eco haklı olarak ''Bir yanardağ bilimci Empedokles gibi yanabilir mi?'' diye soruyor.Hayır tabii ki. Ateşin resmine bakmak güzeldir oysa. Ateşte doğan ve ateşte yaşayan pervane ateşte ölür. Mağdur ... Devamın oku »
Anlamak için dinlemek lâzım
Cuma, 16 Nisan 2010, Alıntılar,1244 defa okunmuş, Yorum Yok »Aslında; gençlerle ve birbirimizle iletişim kuramamamızın sebeplerinden birisi kendimizi dinlememizi bilemememizdir. Bu durum, diyaloğu koparıyor. Bu da, fikrî, ilmî, siyasî ve ekonomik olmak üzere her türlü istikrarsızlığı doğuruyor. Tanışma, danışma, dayanışma ve yardımlaşmak için mutlaka iletişim kurmak; iletişim kurabilmek için de öncelikle birbirimizi dinlemek gerekir. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve ... Devamın oku »
Her insan bir kapıdır, zorla girilmez!
Perşembe, 15 Nisan 2010, Alıntılar,1141 defa okunmuş, Yorum Yok »Çeşit çeşit kapılar vardır. Tahta kapılar, çelik kapılar, demirden kapılar. Bazıları açıktır, bazıları yarı aralık, bazıları ise sıkı sıkıya kapalı… Şimdi de insanı kapıya benzetti ne olacak yazarımızın bu hali diyebilirsiniz. İnanın bende bilmiyorum. Yol, aşure, kremalı bisküvi falan derken şimdide kapılar üzerine bir yazı ile çıkıyorum karşınıza… Her insanın diğeriyle ... Devamın oku »
Mutluluk Hırsı
Pazar, 11 Nisan 2010, Alıntılar,1162 defa okunmuş, 2 Yorum »Çağın en büyük hastalıklarının başında geliyor; mutsuzluk. Mutluluk bile mutsuz ediyor insanı… Çünkü hiçbir şey sürekli değil, her şey gelip geçiyor insanın hayatından. İnsan süreli “ayrılıklar” yaşıyor. En çok yaptığımız şey değil mi vedalaşmak… Bırakıp gitmek ve bırakılıp gidilen olmak… Sorunda burada, insan her güzel şeyin “daimi” olmasını arzuluyor. Fani insanın baki ile imtihanı… Her şey mutluluk için ... Devamın oku »
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....













