Meşguliyet terapisi!

Meşguliyet terapisi!

28 Temmuz 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 252 defa okunmuş, 3 Yorum »

Yaratıcının insana verdiği nimetleri saymayı denemiş olsa bir insan, herhalde Ansiklopedi yazmak zorunda kalır. Ne gariptir ki Ansiklopedi dolduracak kadar çok nimeti görmeyen insanoğlu, elinde olmayan bazı nimetler yüzünden hayata küsüyor. Dünyanın en sefil, en sıkıntılı insanı bile olsanız, şükretmeniz gereken nimetler, üzülmeniz gereken eksiklerinizden çok daha fazladır.  Herkes tarafından bilinen, bir çırpıda sayılabilecek nimetler olduğu gibi, nimet olduğunun farkında olmadığımız nimetler de var. Bunlardan bir tanesi de, “Geçinmek için, para ... Devamın oku »

İlimsiz amel edenin…

İlimsiz amel edenin…

25 Temmuz 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 207 defa okunmuş, Yorum Yok »

İslam dinine ve Müslümanlara en büyük zararı kim verdi? Bu soruya birçok insan “İslam düşmanları!” diye cevap verir. Ancak, İslam tarihini doğru okuyan herkes bilir ki, İslam’a ve Müslümanlara en büyük zararı, İslam düşmanları değil, cahil veya gafil Müslümanlar vermiştir. “Gafilin, gafletinin temel sebebi cehalettir” gerçeğini göz önünde bulundurursak, İslam’a en büyük zararı, Cahil Müslümanlar vermiştir diyebiliriz. Dört büyük halifenin üç tanesi şehit edilerek öldürülmüştür. İslam tarihinin en acı yılları, bundan ... Devamın oku »

Bir şey yap!

Bir şey yap!

23 Temmuz 2010, Alıntılar, 206 defa okunmuş, 1 Yorum »

Bir şey yap güzel olsun… Huzura vesile olsun, rikkate yol açsın, şevk versin, hakikate işaret etsin. -Güzellik karın doyurmuyor abi… İnsanlar iş, ekmek özgürlük istiyor. Bunca yoksulluk var iken, nasıl gider gönül darlığı. -Bir şey yap doğru olsun. İnsanları yalanın ve yanlışın bataklığına düşmekten korusun. Rüzgara ve akıntıya kapılmasın; kırılsın lakin eğilip bükülmesin. -Doğru iş yapanı, doğru konuşanı, dokuz köyden kovuyorlar. Adını unutup “Davut” diyorlar. “Ulan âlemin enayisi sen misin” diye aşağılıyorlar. Bir ... Devamın oku »

Muhtacın gönlünü tavaf etmeli

Muhtacın gönlünü tavaf etmeli

17 Temmuz 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 288 defa okunmuş, Yorum Yok »

Kitap Sayfaları arasında dolanırken, ufkumu açan, bize ezberletilenler dışında bir bakış açısı kazanmamı sağlayan kitaplar elime geçince, okumaktan aldığım keyf kat kat artıyor. Her yıl birkaç tane kitap için “Bu yıl okuduğum en iyi kitap” veya “Bu yıl en çok tavsiye edeceğim kitap!” diyorum. Yusuf el-Karadavi Hocanın Öncelikler Fıkhı ( İz Yayıncılık) kitabını okuyunca, bu duyguyu bir kez daha yaşadım. Öncelikler Fıkhı kitabını okumaya başladığımda, daha ilk sayfalarının bir kenarına not ... Devamın oku »

Göz görünce bir kez geriye ne kalır – İskender Pala

Göz görünce bir kez geriye ne kalır – İskender Pala

17 Temmuz 2010, Alıntılar, 253 defa okunmuş, 1 Yorum »

Bütün aşk hikâyelerinin en unutulmaz ve heyecan verici sahnesi, sevenin sevgiliye ilk baktığı andır şüphesiz. Daha doğrusu, onun yüzünü ilk gördüğü vakit. Âşıktaki içsel değişimin başladığı an, gözün sevgiliye ilk takıldığı saniye dilimidir ve âşığın bütün biyografisi, bu ‘‘ilk bakışın öncesi ve sonrası’’ndan ibarettir. Bir ilk bakış, kaderin kazaya dönüştüğü en kutlu demi yüklenmiştir. İlk bakış, ancak yüz aynasına çarparsa aşka dönüşür. Çünkü sevgilinin başka hiçbir uzvu, hiçbir güzelliği onun yüzü ... Devamın oku »

Vurulan bir çocuğun ırkını soran alçaktır.

Vurulan bir çocuğun ırkını soran alçaktır.

12 Temmuz 2010, Alıntılar, 247 defa okunmuş, 1 Yorum »

  Gerçekleri anlatmak için kullandığınız kelimeler bazen fazla kullanılmaktan eskir ve “eskimiş kelimeler” bu kez lanetli bir büyünün içinden geçmiş gibi biçim değiştirip “gerçekleri “saklar. Kelime anlamını yitirir ve o “anlamsızlık” arkasındaki gerçeğin önünde kalın bir perde oluşturur. Savaş, böyle bir kelime. Bu kelimeyi söylüyor ama genellikle ne söylediğimizi bilmiyoruz. Bu kelimenin içinde roketle parçalanmış bir çocuk bedeni olduğunu unutuyoruz, mayına basan bir askerin kopan bacağının yerinde kırmızı iplikler gibi sallanan kan damarlarını unutuyoruz, gözüne ... Devamın oku »

Hızır’la gezen Musa (as) gibidir insan…

Hızır’la gezen Musa (as) gibidir insan…

09 Temmuz 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 368 defa okunmuş, 3 Yorum »

Nasip, kader, kısmet, tevekkül gibi, günlük hayatta kullanmaya alıştığımız kavramların, gündelik hayat içerisindeki yeri üzerine kafa yormaya çalışıyorum. Bu kavramlar hepimizin dilinde, az yada çok var. Ancak bu kavramlara en çok ihtiyacımızın olduğu zamanlarda unutuyoruz gibi geliyor bana. Doğru ilacı, doğru zamanda, doğru oranda kullanmadığımız için sıkıntı yaşıyoruz. Tevekkül ilacını kullanması gerektiği dönemlerde, bunu ihmal etmenin bedelini, bunalıma girerek ödüyor insanlar.    Zorluklar, sıkıntılar, acılar, hüzünler karşısında direnci zayıflar insanın. Direnci zayıflayan ... Devamın oku »

Vermeyince Mabud…

Vermeyince Mabud…

03 Temmuz 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 429 defa okunmuş, 2 Yorum »

En çok kullanmayı sevdiğim kelimelerden birisidir, Nasip! Sonunu bilmediğim, ilerisine yönelik bir hesap yapamadığım bir şey veya soruyla karşılaşınca hep, “Nasip” derim. “Sende her şeye nasip deyip geçiyorsun!” diyen arkadaşlarımda oldu. Bir şeyler elde etmek için mücadele etmenin önemine elbette inanırım. Kadere iman ettiğim kadar iman ederim, mücadeleye. Yan gelip yatan birisinin “Kader işte!” dediğini duyduğum zaman çok kızarım. “Deveyi sağlam kazığa bağladıktan sonra, tevekkül etme” ölçüsü benim için, en değerli ... Devamın oku »

Burası dünya, burada rahat yok!

Burası dünya, burada rahat yok!

30 Haziran 2010, Alıntılar, 372 defa okunmuş, 1 Yorum »

"Allah'ın yaratmadığı şeyi dünyada aramayın." demiş arif kişi. "Allah neyi dünyada yaratmadı?" diye sormuşlar. "Rahat" demiş; dünyada rahatı aramayın, bulamazsınız. Burada hiçbir şey kalıcı değil. Rahatın içine rahatsızlık, zevkin içine elem girer. Bu kararsız dünyada rahat isteyen ne yapmalı? Bediüzzaman Hazretleri, bu soruyu soranlara şöyle der: Yaratılıştan heyecanlı ve hareketli insanların rahatı, çalışmakta ve mücadele etmektedir. Gayret, gayret ve yine gayret... Hiç durmamacasına çalışmak, bir dakika bile mümkünse gaflete düşmeden temkinli olmak... İnsan ... Devamın oku »

Kuran alfabesi değil, Kuran ahlakı

Kuran alfabesi değil, Kuran ahlakı

30 Haziran 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 453 defa okunmuş, 2 Yorum »

Her yaz tatilinde çocuklar yaz kurslarına başlıyor. Binlerce çocuk ilk defa yaz kursuna gidecek. Bu yaz kursları, camilerde, vakıflarda, derneklerde düzenleniyor. Kimileri bu programları kültür ve sosyal etkinlik ağırlıklı yapıyor, kimleri kapalı mekanla sınırlı tutuyor. Şartlarına, imkanlarına göre herkes bir şeyler yapmaya çalışıyor. Birçok çocuk, belki de ilk defa bir camiye girecek. İlk defa okuldaki öğretmenden değil, camide ki görevlilerden, derneklerde ki ağabeylerinden ablalarından bir şeyler öğrenmeye başlayacak. Bu yazımda sizlerle, ... Devamın oku »